Bir damla fotoğrafı nasıl oluşur..

Damla fotoğraflarını elde ettiğinizde fotoğraf olarak oldukça ilginç formlar olsa bile insana nasıl oluştuğu yönünde tam fikir vermez. Ancak bu fotoğraf üretimleri oldukça zahmetli ve teknik anlamda bir çok etkinin içinde olduğu süreçlerdir. Sony RX100 M4 kompakt makinanın güzel bir özelliği olan yüksek kare çekim HFR modu ile bu fotoğraf üretiminin saniyede 1000 kare ile video çekimini yaptım. Bu sayede milisaniyeler süresinde oluşan damla oluşum sürecini de gözlemleyebildik. Aşağıdaki videoda alttan su püskürtülüp üsten damla bırakılması ile oluşturulan fıskiye tekniğinin nasıl çalıştığını izleyebilirsiniz.

Damla Fotoğraflarında Kullanılan Farklı Teknikler

Damla fotoğraflarında kullanılan çok farklı teknikler bulunmaktadır. En klasik olanı iki damla ile oluşturulan formlardır. Birinci damla düşer zıplar bu damla bırakıldıktan kısa süre sonra ikinci damla bırakılır işte bu ikinci damla zıplayan ilk damla ile çarpışır ve form oluşturur. Oluşan klasik form mantar olarak nitelenen formdur. Birinci  ve ikinci damlanın boyutu ve düşme aralıkları çok farklı formlara neden olabilir. Güzel bir örnek
Diğer bir farklı teknik 3 farklı valften aralıklarla 3 damla düşürme ile yaratılan formlardır. Burada sıvıya gıda boyası katılarak 3 farklı renkte damla oluşması sağlanabilir.
Daha özgün bir teknikte alt kısımdan basınç ile sıvıyı yükselmek ve onun üzerine damla düşürmektir. Bu teknikte oldukça farklı formlar oluşturur. Bir örnek
Ayrıca çarpışan damlalara hava üfleyerek bükmek veya havalı tüfek tabancası ile mermi göndermek teknikleri de bulunmaktadır.Bir örnek daha
Taç adı verilen diğer bir teknikte sıvıyı sert bir yüzey üzerine düşürmekle yaratılır. Bu teknikte sert yüzey üzerine damlanın düşeceği noktaya farklı renklerde sıvılar konularak farklı formlar elde edilebilir.Bir başka örnek

Damla Fotoğrafında Düşük Flaş Gücü İle Hareketi Dondurma Tekniği

Damla çalışmalarıma ilk başladığımda kameranın enstantanesini en yükseğe ayarlayarak hareketi  doldurabileceğimi düşünmüş ve bu amaçla Nikon D300s kameramla çalışabilecek radyo sinyalleri ile çalışan flaşları 1/8000 hızda bile çaktırabilecek bir flaş trigger sisteminin yeterli olduğunu sanmıştım. Bunun çok eksik bir teknik olduğunu pratikte öğrenmiş oldum. Çünkü bu hızdaki çekimler denemelerimde bir anlamda makro çekim olan damla fotoğraflarını tam anlamıyla dondurmuyor ve hareket bulanıklıkları oluşuyordu. Sonra araştırdım ve anladım ki buradaki asıl püf noktası flaşların çakma hızı (flash duration). Flaşın çakması ve sönümlenmesi de bir süreçtir dolayısı ile bu süreç ne kadar uzun olursa aynı sabit ışıkta olduğu gibi  hareketli nesneler hareket bulanıklığına yakalanacaktır. Hele 45 cm’lik bir uzaklık ölçüsü içinde çok hızlı hareket eden iki damlayı göz önüne alırsak bu hareket bulanıklığı kaçınılmazdır. Dolayısı ile flaşın parlama ve sönümlenmesi arasındaki süreyi ne kadar düşürebilirsek hareketi o denli netleyebileceğimizi anladım. Peki bu nasıl olacaktı? Flaşlarım nissin d886 mark II nin kılavuz kitapçığını incelerken bunun nasıl olabileceğini gördüm. Kılavuzda flaşlar manuel modda çalışırken güçleri düşürüldüğünde çakma hızları artıyordu. Örnek verirsek benim flaşım tam güçte (1/1) 1/600 gibi bir hızda çakıyor iken, 1/128 güçte bu 1/22000 gibi inanılmaz bir hıza yükseliyordu. Aşağıdaki resimdeki tabloda nissin flaşların hız tablosunu görebilirsiniz.nissinMakro çekimlerde flaşı çok yakına konumlandırabilirsiniz bu nedenle iki-üç flaş ışığı nesneyi bu düşük güçlerde bile çok iyi aydınlatabilir.Bu günkü DSLR makinalarda benim gördüğüm en yüksek enstantane hızı 1/8000 dir. Üstelik siz makinayı bu hızda çalıştırsanız bile flaş güçleri tam olduğunda hareket bulanıklığını önleyemezsiniz. Bir önceki yazım bu ilk tekniği anlatmakta ve bu yazı içinde yer alan damla serisi fotolar incelendiğinde bu bulanıklık açıkça görülmektedir. Burada karıştırılmaması gereken bir konuda flaşın ışık gücünü flash TTL modda iken flash üzerinden veya kameranın flash menüsünden düşüren işlemin farklı bir işlem olduğudur. Burada flaşın parlaklık gücü düşürülmektedir ancak hızı değişmemektedir. Flaşın gücü yani sönümlenme süresinin kısaltılması ayrı bir olgudur. Elbette damla çalışmasında hareketlerin milisaniyelerle farklılaştığı ve tam istenilen noktada damlaların çarpışma hareketlerinin dondurulması için bu flaş özelliği çok önemlidir. Örneğin 1. damla için 70 ms, 2. damla için 30 ms, 2. damlanın oluşabilmesi için 90 ms hesapladığımızı düşünelim. Bu damlalar 45-50 cm gibi bir yükseklikten yer çekimi ile doğrusal, yani artan bir hızla düşmektedir. Bunu da hesaplayabiliriz. Ancak hesaplamamız gereken bir başka girdi var. Kameranın deklanşörüne basılması ile aynanın kalkması perdenin açılması ışığın kameranın    gözü olan sensör diyotlarına ulaşması, bu ışık verisinin digital veriye çevrilerek işlenmesi ve kaydedilmesi bir süre anlamındadır. Ben D300s de araştırdığımda (shutter lag) olarak belitilen bu süreyi 46 ms olarak belirledim. Bunu da hesaba katmalıyız. Yani iki damla 250-300 ms lik bir süre içinde öyle bir yerde çarpışmalı ve o anda flaşlar çakmalı ve kamera deklanşöre basmalı ki biz çok özgün damla formları elde edebilelim. İşte bütün bunları organize edebilmek ancak elektronik devrelerle olabilmektedir. Bu devreler olmadan mauel çekimle özgün damla fotoğrafı yakalayamayız. Benim bilgisayar uzmanı arkadaşım Özhan Duran ile oluşturduğumuz bu devre ve damla ayarlarını aşağıdaki yazıdaki fotoğrafın Flickr deki linkinden açıklamaları ile izleyebilirsiniz.
http://www.flickr.com/photos/11033950@N08/6904816395/in/photostream

Bu yeni teknikle çektiğim fotoğrafları da aşağıdaki galeriden izleyebilirsiniz.

[smooth=id:7;]

 

Stereo= iki makinalı çekim tekniği

Milan Malovrh 
Duel

milanBenim foto temalarım genellikle dinamikler ve hareketin hızını göstermektir. Bunların çoğunu çeşitli spor ve hareket sahnelerini çekerken tecrübe ediyorum. Bu fotolar dijital olarak yönlendirilmiyor, aynı tipte işi analog kameramda da yapıyorum, zoom lens efektini bol bol kullanarak.
At benim için bir güzellik, asalet ve güç göstergesidir (özellikle de Lipizzaner) Fotolar genellikle çimenliklerde çekildi. Kendi pozisyonumu güneş ışığına ve arka planda olmasını istediğm şeylere göre seçiyorum. Sadece doğal ışığı kullanırım ve genellikle sabahki alçak ışığı seçerim.
Eskiden direct zoom kullanırdım. Daha sonraları uzun pozlama sürelerini kullanmaya başladım, neredeyse sinema tekniğindeki gibi. Diğer aşamada çoklu poz çekimleri uyguluyorum (en fazla 3)
Genellikle stereo –iki makineli- çekim sistemini kullanıyorum ve iki makinada da değişik exposure zamanlarının ayarlarını kullanıyorum. Bu bana daha sonra ikisini birleştirme olanağı sağlıyor ve sert bölgeleri ve hareketli elementleri işlememi sağlıyor.
NIKON D2X ve D3X kamerelarını  24-120 mm Nikon lens ile kullanıyorum.  Fotoğraflardan biri 1/10 sn’de (double exposure) ile ND filtresi 8X kullanılarak çekildi. Aynı anda da başka bir makinayla sharp= keskin bir foto çekildi ve sonrasında da birleştirildi.
Bütün işlemler photoshopta yapıldı ve Mystical Suite plug-in’ini kullanılarak resme contrast renk eklendi ve bazı bölümlerine de keskinlik eklendi. Ben photoshop’un blur filtresini kullanmam.Bu tür fotolar için alçak ışık (akşam ya da sabah)  kullanmak önemlidir. Ayrıca ana temayı koyu bir fonun üzerinde tutmak da önemlidir. Bir de exposure süreleri farklı ayarlanmış çoklu pozlar çekilmelidir.
Slovenya’da yaşıyorum ve yaşlı kuşak fotoğrafçılardanım, ama digital makinaya da başarıyla geçebildim. Fotoğrafçılık 40 yıldır tutkum ve 20 tane de sergi açtım. Ünlü at çiftliği Lipica’da ve Lipizzaner Barbana’nın yetiştirme çiftliğinde fotoğraf çekme iznim var. Profesyonel olarak enerji üretiminde çalışıyorum ve bu yılın sonunda emekli olmayı planlıyorum.
Tüm fotoğraflarıma aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://elfot.1x.com/

Nasıl Çekildi III

Nasıl çekildi serisine 1x.com sitesinde yayınlanan aynı başlıklı bölümden bir fotoğrafı ve açıklamasını  dostlara yardımı olur diye yayınlıyorum. Çeviri için Jale Dalyan’a çok teşekkürler.
brin2Fotoğrafçı Brin çekimini şöyle anlatmış.
İçerik
Bu fotoyu memleketim yakınlarında çok güzel bir göl kıyısında çektim. Göl ve çevresi fotoğrafçılar için harika bir yer. Yılın her zamanında her hava koşulunda foto çekmek için oraya giderim. Bu sefer gittiğimde hava hala karanlıktı, ama yinede tripodumu kurdum ve fotoğraflamaya başladım. Hava gittikçe aydınlandı ve tam güneş çıkacakken gökyüzünde birçok renk oluşmaya başladı. Çok kısa süreliğine mor en belirgin renkti ve tam o sırada bu fotoyu çektim.

Resim
Bu resim Canon EOS 5D and Canon EF 16-35mm f/2.8L USM II lensiyle çekildi. Ayarlar: Focal (odak) uzunluğu: 16mm, aperture (foto mak. Işık almasını sağlayan küçük delik): f/22, objektif perde hızı: 15 saniye, ISO: 100. Bir de Tiffen ND 1.2 filtresi kullandım.

İşlem
Bu foto “Raw Format” ta çekildi. (Raw= ham, işlenmemiş)  ve daha sonra “Raw Camera”da dönüştürüldü ve sonrasında da Photoshop CS3’de işlendi . Gölde karşılaştığım bu eşsiz deneyimi vurgulamak için morun tonlarını çok azıcık abarttım. Biraz da ışık ve kontrastta iyileştirmeler yaptım.

Sonuç
Bence her foto çekiminde ışık ve renkler konusunda zaman harcamak önemli. Yeri bilmek yetmez, çünkü bu bilgi hava, mevsim ve ışık gibi çevresel faktörlerle değişir. Bu yüzden aklımdaki makinaya doğru zamanları ve ışıkları kaydederim, ki bazen bunu gerçek makinayla yapamam. Sonra da en uygun zamanı ve ruh halimi bulup çekerim.

İpuçları
İpuçlarım şöyle: 1) Manzara fotoları çekerken acele etmeden fotonun çekileceği anı yaşayarak çekmelisiniz ki daha sonra bakan kişi hem o sırada o yer nasıl görünüyordu görsün hem de sizing ruh haliniz neydi anlasın. 2) Resmi çekeceğiniz yerde bir sure geçirmek işe yarar. Çevreyi kompozisyonun içine taşımanıza yardımcı olur, hatta oranın belli başlı noktalatını gezin, tarihini öğrenin, böylece atmosfer tam olarak kafanıza girer ve farkındalığınız fotonuza yansır. 3) İşleme safhasında kendi deneyiminizi yansıtmak adına biraz rötuş (abartı) olabilir ama bu kesinlikle fazla olmamalıdır.
Ek bilgi: Göl İzlanda’da ….

Biyografi
http://brin.1x.com/“>http://brin.1x.com

Lutheran kilisesinde rahip J 12 yaşında ilk makinesi alındığından beri foto çekiyor. ..

Nasıl Çekildi II

_UZP1629Gün Işığında Uzun Süreli Pozlama

Uzun süreli pozlama tekniğinin en önemli yanı, hareketi yayarak, belirsizleştirerek soyut formlar oluşturmamıza olanak vermesidir. Örneğin bir deniz dalgası, bulutlar, akar sular veya hareketli nesneler bu etki nedeniyle gerçek formlarını kaybederler. Ancak hareketsiz nesneler ise net biçimde oluşabilir. Hele uzun pozlamada kısılmış diyafram açıklıkları kullanma ihtimali çok yüksek olduğundan net alan derinliği de çok fazla olmaktadır. Örnek bu fotoğrafta olduğu gibi en yakındaki merdiven tutamağı ile, Galata kulesi net olarak alınabilmiştir. Bende bu fotoğrafta uzun pozlamanın bu ikili etkisini kullanmayı denedim. Büyük şehrin karmaşasını yaratan hareketli nesneleri soyutlamak, ancak şehri betimleyen önemli figürleri net olarak bu soyutlanan nesnelerin varoluş mekanları olarak, soyut olana göre daha belirgin hale getirmek istedim. Ancak ışığın azaldığı saatlerde bu çekimi yapmak zordur. Hem doğal olmayan ışıklar işin içine karışır,  (floresan, gemi ışıkları, tungsten veya ledler) hemde hareketli nesneleri belirgin olmayan formlarda betimlemek zorlaşır. Bu nedenle çekimi güneş batmadan yapmayı denedim.

Ancak gün ışığında uzun süreli pozlamanın zorluklarının başında diyaframı ne kadar kısarsanız kısın uzun süreli poz oluşturmamanız gelir. Bu nedenle yoğunluk filtreleri ND (neutral density)  veya dereceli yoğunluk filtreleri (graduted neutral density) GND filtreleri kullanılır. Ben iki filtreyi de beraber kullandım. ND olarak 9 stop LCW marka filtreyi bunun üstüne 4 stop LEE  GND filtreyi birlikte kullanarak dereceli filtre ile yere göre daha fazla ışıklı olan gökyüzünün pozlamasını dengeledim, diğer filtre ile de daha uzun pozlama yapma imkanı sağladım.

Fotoğraf makinamı Manuel modda kullanarak pozlamayı ayarladım, en düşük iso seviyesini en kısık diyafram açıklığını belirledim. Sigmanın 10-20 geniş açılı objektifini kullandım. Netlemeyi yaklaşık 1 metre ileriye yaptım. Mekan olarak hareketliğinin farklı formlar verdiği Eminönünün balık ekmek tekneleri ile ünlü kısmını seçtim, merdivenler hem hareketi hemde duraganlığı içeren bir yapıdadır. Bazı nesneler hızla hareket ederken bazıları durur veya yavaşlar bu nedenle fotoğrafta tamamen belirsiz nesneler varken belirliliği de olan hareketli nesnelerde oluştu.

İzafi olan zamanı durağan ve hareketli oluşturmak, bunu istanbul gibi zamanın çok gerilerine giden bir şehirde tatmak ayrı bir zevkti.

Ekipmanlarım

Nikon D300S fotoğraf makinası, Sigma 10-20 Lens LCW 9 stop ND Fader Filtre Lee 4 Stop GND filtre, tripod, tetikleme kablosu

Fotoğraf çekim bilgileri İSO 100, F18, 15 saniye

 

Nasıl Çekildi?

Bazı fotoğraflar kendine özgü tekniklerle çekilebilir. Bu anlamda çekilen bazı fotoğraflarımın nasıl çekildiği yönünde ayrıntılı bilgi vererek fotoğraf dostlarına sunmak için bu tür yazılar hazırlayacağım.
Bu Fotoğraf Nasıl Çekildi?
DSC_6993Bu fotoğraf uzun süreli pozlama tekniği ile çekilmiştir.

Mekan ve kompozisyon:
Mekan istanbul Florya doaylarındaki kıyı şerididir. Bu kıyı şeridinde yapılan harfiyatı gemilere aktarmak için kurulmuş bir bant sistemi harfiyatın taşınırken dökülmemesi için metal silindirik bir yapı ile kaplanmıştı. Bu metal yapı hayli ilginçti. Öncelikle kompozisyon açısından önemli bir perspektif hissi vererek denize doğru uzanıyor, ufukla kesiştiğinde sanki sonsuza gidiyormuş hissi veriyordu.
Ayrıca akşam saatlerinde oluşan yanal sıcak ışık metali oldukça fantastik kılıyordu. Yine bu yapının yakınında kayalar ,dalgalarla ıslandığında ki bu karşıdan büyük yük gemileri geçtiği zaman denizde dalga da olmasa suni bir dalga ile oluyordu, yine yanal ışıkla çok etkili yapı oluşturuyordu.

Ekipman:
Nikon d300s DSLR
Sigma 10-20 geniş açı lens
Tripod
Kablolu zaman ayarı yapabilen kumanda
Lee dereceli gri 0,6x filitre
Lee gri 0,6x filtre

Ayarlar:
Odak uzunluğu 11 mm olarak 35 mm film karşılığı 16 mm ayarlandı
Çekim Modu A Diyafram öncelikli ayarlandı
Maksimum net alan derinliği için objektif açıklığı f :25’egetirildi. Işık olçümü filtre kullanılacağı için daha ışıksız alandan ölçümlendi. Ölçümlenmede Matrix sistem kullanıldı. Bu açıklık filtre ile birlikte 5 snlik bir enstantane oluşturdu.
İSO 200 olarak ayarlandı.
Beyaz Ayarı (WB) otomatik mod olarak ayarlandı.
Poz telafisi -1 olarak ayarlandı
Makinadaki uzun pozlama noise azaltılması ON durumuna getrildi
Yüksek İSO noise azaltılması NORMAL duruma ayarlandı.
Active D-lighting OFF duruma ayarlandı
Resim Stili olarak Ken Rockwell’in sitesinden indirlen ve makinaya yüklenen stil kullanıldı.
Tripod geniş açı defermasyonunu ayarlamak için ufuk çizgisi ile dengelendi ve kuruldu.
İmj kalitesi RAW formatta kayıpsız 14 bit mod ayarlandı.
Renk uzayı Adobe RGB olarak ayarlandı

Çekim sonrası işlemler
RAW format Camera RAW programında işlendi.
Ufuk çizgisi düzeltidi.
Beyaz Ayarı sıcak renge hafif arttırıldı
Renk titresimi ve doygunluk arttırıldı.

Çoklu pozlama ile tek fotoğraf

Saray ve DolunayEskilerin sandviç metodu da dediği bu uygulama aslında bir manüplasyon olarakta kabul edilmektedir. Ancak bu metod iki ve daha fazla fotoğrafın software program ile edit uygulamasından farklıdır. Amaç makina ile çok kısa zaman aralığında iki farklı kadrajı farklı objektif odak uzaklıklarında birbiri ile uyumlu olarak pozlamaktır. Burada fotoğrafçı gözle kurgu yaparak deneyerek istediğini elde eder. Benim denediğim yukarıdaki fotoğrafın nasıl elde edildiğini bu metod üzerinden anlatmak isterim.

Bu çekim Nikon D300s ve sigma 50-500 telefoto lens ile yapılmıştır. Menüden öncelikle multiple exposure seçeneği 2 adet olarak aktif edilmiştir. Bu aktif edildikten sonra hızlı hareket etmek gerekir, çünkü bu seçenek bir süre sonra kendini eski haline getirmektedir. Öncelikle ışığın durumuna göre 50 mm odak uzaklığı ile Topkaı sarayı çekilmiş, ardından 500 mm ile dolunay saray kadrajına göre hesaplanarak çekilmiştir. Elbette ışığın durumuna göre ilk çekilen poz üzerinde etkiler olabilmektedir. Ancak şans yaver giderse fantastik sonuçlar elde etmek mümkün, elbette bu kadar hızlı hareket edilerek oluşturulan fotoğraf çekiminin olmazsa olmazı netlik için tripod.. Başarılı çekimler

Kişisel Beyaz Dengesi (WB) Ayarı Nasıl Yapılır?

Fotoğraf çekiminde “Beyaz Dengesi” yada WB simgesi ile gösterilen “White Balance” önemli bir ögedir. Işığın kelvin derecesi fotoğraf makinamızın sensöründe önemli değişimler meydana getirir. Bir çok fotoğrafçı makinesine güvenerek bu ayarı Auto modunda yaparak nispeten sonuç alabilir. Auto modu ile yapılan çekimler eğer RAW modunda ise yeniden değiştirilebilir. Oysa Jpeg olarak yapılan çekimlerde dijital bilgiler işlenir ve resim sıkıştırılır değiştirilmesi sorun yaratır. Bu nedenle beyaz ayarı bu tür çekimlerde oldukça önemlidir.

DLSR fotoğraf makinalarında WB simgesi ile gösterilen Beyaz Dengesi  ile ilgili kendi makinam Nikon D300s üzerinde bu ayarın nasıl yapıldığı aşağıda anlatılmıştır.

1-Menuden WB ayarlarına gelip seçeneklerden PRE (Preset Manual) seçilir. Pre seçeneği altında değişik değerleri saklamak için kullanılan D-0’dan D-4’e kadar sıralanmış alt menüde ön çarkla D-0 seçilir.

2-Objektif manual modda olmalıdır. Bu arada çekim modu kullanmak istedğimiz seçeneğe göre A (aparture) alınabilir ve çekim değeri girilir.

3-Sol üst bölümdeki çark üzerindeki WB butonuna basılır ve D-0 görünür bu esnada basmaya devam edildiğinde sağdaki panelde yanıp sönen PRE yazısı görünmelidir. İşte bu anda beyaz ayarı için kullanılan ProDisk aparatı (biryerde okuduğuma göre starbuck kahve bardaklarının üst kapağıda iyi iş görüyormuş) objektifin önüne getirilir ve deklanşöre basılır.

Kişisel beyaz ayarı ortamdaki ışığın niteliği siddeti ve kelvin derecesine uygun olarak manuel ayarlandı. Bu ayarı istersek D-1, D-2 D-3, D-4 rezerv menülerime kopyalayıp saklayabiliriz. Başarılı çekimler